<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Dayko Haber</title>
        <link>https://www.daykohaber.com.tr/</link>
        <description>Dayko Haber</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Diyabete Bağlı Yaralarda Plastik Cerrahinin Rolü</title>
                <category>Op. Dr. Serkan Süleyman ASLAN</category>
                <link>https://www.daykohaber.com.tr/makale/diyabete-bagli-yaralarda-plastik-cerrahinin-rolu-4</link>
                <author>zaim.erk@gmail.com (Op. Dr. Serkan Süleyman ASLAN)</author>
                <guid>https://www.daykohaber.com.tr/makale/diyabete-bagli-yaralarda-plastik-cerrahinin-rolu-4</guid>
                <description><![CDATA[Diyabete Bağlı Yaralarda Plastik Cerrahinin Rolü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Diyabete bağlı yaralar, çoğunlukla ayaklarda görülen ve iyileşmesi gecikebilen doku hasarlarıdır. Diyabetin damar ve sinirler üzerindeki etkileri nedeniyle küçük kesikler, çatlaklar veya ayakkabı vurması fark edilmeyebilir. Zamanında değerlendirilmediğinde yara derinleşebilir, enfeksiyon gelişebilir ve çevre dokular zarar görebilir.</p>

<p>Diyabete Bağlı Yaralar Neden Oluşur?</p>

<p>Diyabet, zamanla ayaklarda his kaybına ve dolaşım bozukluğuna yol açabilir. His kaybı yaralanmaların fark edilmesini zorlaştırırken, dolaşımın azalması yara iyileşmesini geciktirebilir.</p>

<p>Kan şekeri kontrolünün bozulması, uygun olmayan ayakkabılar, nasırlar, tırnak sorunları, cilt çatlakları, ayak şekil bozuklukları ve sigara kullanımı da yara riskini artırabilir.</p>

<p>Plastik Cerrahinin Tedavideki Rolü</p>

<p>Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi; derin, geniş, uzun süredir iyileşmeyen veya tendon, kas ve kemik gibi yapıların açığa çıktığı diyabete bağlı yaraların tedavisinde görev alabilir.</p>

<p>Tedavinin ilk aşamasında yaranın büyüklüğü, derinliği, enfeksiyon durumu ve çevre dokular değerlendirilir. Yaranın iyileşebilmesi için bölgedeki kan dolaşımının yeterli olması önemlidir. Damar darlığı veya tıkanıklığı bulunan hastalarda ilgili branşların değerlendirmesi gerekebilir.</p>

<p>Plastik cerrahinin temel uygulamalarından biri cerrahi debridmandır. Bu işlemde canlılığını kaybetmiş, enfekte olmuş veya yara iyileşmesini engelleyen dokular temizlenir. Böylece yaranın gerçek sınırları ve derinliği daha iyi değerlendirilebilir. Bazı hastalarda işlemin birden fazla kez uygulanması gerekebilir.</p>

<p>Her yara, temizleme işleminden hemen sonra kapatılmaya uygun olmayabilir. Öncelikle enfeksiyonun kontrol altına alınması, kan şekerinin düzenlenmesi, yara üzerindeki basıncın azaltılması ve yaranın sağlıklı doku oluşturmaya başlaması beklenebilir. Uygun hastalarda pansuman yöntemleri veya negatif basınçlı yara tedavisi kullanılabilir.</p>

<p>Yara kapatılmaya uygun hâle geldiğinde uygulanacak cerrahi yöntem yaranın yerine, derinliğine ve kanlanmasına göre belirlenir. Küçük yaralar doğrudan kapatılabilir. Daha geniş ve yüzeysel yaralarda, vücudun başka bir bölgesinden alınan ince deri dokusunun yara üzerine yerleştirildiği deri grefti uygulanabilir.</p>

<p>Tendon, kemik veya eklem gibi yapıların açıkta olduğu derin yaralarda flep cerrahisi değerlendirilebilir. Flep uygulamasında deri, deri altı dokusu ve gerektiğinde kas dokusu, kan dolaşımı korunarak yara bölgesine taşınır. Daha geniş ve karmaşık yaralarda mikrocerrahi yöntemlerden yararlanılması gündeme gelebilir.</p>

<p>Plastik cerrahi tedavinin amacı yalnızca yaranın üzerini kapatmak değildir. Enfeksiyon riskini azaltmak, açıkta kalan dokuları korumak, ayağın işlevini mümkün olduğunca sürdürmek ve doku kaybının ilerlemesini önlemek de tedavinin önemli parçalarıdır.</p>

<p>Cerrahi sonrasında yaranın üzerine kontrolsüz şekilde basılması, dokuların yeniden zarar görmesine neden olabilir. Bu nedenle uygun ayakkabı, tabanlık, destek cihazları ve basıncı azaltan yöntemler kullanılabilir. Kan şekeri takibi ve düzenli ayak bakımı sürdürülmediğinde yara tekrar oluşabilir.</p>

<p>Multidisipliner Tedavi</p>

<p>Diyabete bağlı yaraların tedavisi çoğu zaman birden fazla uzmanlık alanının birlikte çalışmasını gerektirir. Plastik cerrahiye ek olarak endokrinoloji veya iç hastalıkları, enfeksiyon hastalıkları, kalp ve damar cerrahisi, ortopedi, fizik tedavi ve yara bakım birimleri tedavi sürecine katılabilir.</p>

<p>Diyabete Bağlı Yaralar Nasıl Önlenebilir?</p>

<p>Ayaklar her gün kesik, çatlak, su toplaması, kızarıklık, şişlik ve renk değişikliği açısından kontrol edilmelidir. Ayaklar temiz ve kuru tutulmalı, çıplak ayakla yürünmemeli ve ayağı sıkmayan uygun ayakkabılar kullanılmalıdır.</p>

<p>Nasır ve tırnaklara kesici aletlerle müdahale edilmemelidir. Ayakta yara, siyahlaşma, kötü kokulu akıntı veya ani şişlik görülmesi durumunda tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir. His kaybı bulunan kişilerde ciddi yaralar ağrı oluşturmadan ilerleyebilir.</p>

<p>Bilgilendirme Notu: Bu yazı genel sağlık bilgilendirmesi amacıyla hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi yöntemleri hastanın klinik durumuna göre değişebilir. Uygulanacak tedavi ilgili hekimlerin değerlendirmesi sonucunda belirlenir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 13:56:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.daykohaber.com.tr/images/kullanicilar/2026/08/op-dr-serkan-suleyman-aslan-1785754506.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Aylarında Tansiyon Şikâyetlerine Dikkat!</title>
                <category>Uzm. Dr. Muhammed Cabir ÖZDEMİR</category>
                <link>https://www.daykohaber.com.tr/makale/yaz-aylarinda-tansiyon-sikayetlerine-dikkat-3</link>
                <author>zaimcorlu@gmail.com (Uzm. Dr. Muhammed Cabir ÖZDEMİR)</author>
                <guid>https://www.daykohaber.com.tr/makale/yaz-aylarinda-tansiyon-sikayetlerine-dikkat-3</guid>
                <description><![CDATA[Yaz Aylarında Tansiyon Şikâyetlerine Dikkat!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında hava sıcaklığının ve nem oranının artması, vücudun sıvı ve mineral dengesini etkileyebilir. Özellikle hipertansiyon, kalp-damar veya böbrek hastalığı bulunanlar, ileri yaştaki bireyler ve düzenli ilaç kullananlar sıcak havalardan daha fazla etkilenebilir.</p>

<p>Vücut, sıcak havalarda ısısını düşürmek amacıyla terlemeyi artırır ve cilt damarlarını genişletir. Terlemeyle birlikte sıvı ve mineral kaybı meydana gelebilir. Bu durum, özellikle yeterli su tüketilmediğinde veya uzun süre güneş altında kalındığında tansiyonun düşmesine, baş dönmesine, halsizliğe ve bayılma hissine yol açabilir. Bazı kişilerde ise sıcak hava, stres, aşırı kafein tüketimi, düzensiz ilaç kullanımı veya eşlik eden sağlık sorunları nedeniyle tansiyon değerlerinde yükselme ya da belirgin dalgalanmalar görülebilir.</p>

<p>Hipertansiyon çoğu zaman belirgin bir şikâyete neden olmaz. Bu nedenle tansiyon hastalarının yalnızca belirtilere göre hareket etmemesi, ölçümlerini düzenli olarak takip etmesi önemlidir. Baş dönmesi, bayılma hissi, çarpıntı, nefes darlığı, göğüs ağrısı, görmede değişiklik, olağan dışı halsizlik veya bilinç bulanıklığı gibi yakınmalar dikkate alınmalıdır. Baş ağrısı, kulak çınlaması ve burun kanaması ise yalnızca yüksek tansiyona özgü belirtiler değildir; farklı nedenlerle de ortaya çıkabilir.</p>

<p>Tansiyon doğru şekilde ölçülmeli</p>

<p>Tansiyon ölçümünden önce en az beş dakika dinlenilmeli; son 30 dakika içinde egzersiz yapılmamalı, sigara ve kafein tüketilmemelidir. Ölçüm sırasında sırt desteklenmeli, ayaklar yere basmalı, bacak bacak üzerine atılmamalı ve kol kalp seviyesinde tutulmalıdır. Uygun büyüklükte manşeti bulunan, üst koldan ölçüm yapan doğrulanmış bir cihaz tercih edilmelidir.</p>

<p>Tek bir yüksek veya düşük ölçüm her zaman ciddi bir sorun olduğu anlamına gelmez. Olağan dışı bir değer saptandığında kişi birkaç dakika dinlendikten sonra ölçümü tekrar etmeli ve sonuçları kaydetmelidir. Tekrarlayan belirgin değişikliklerde hekime başvurulmalıdır.</p>

<p>Sıcak havalarda nelere dikkat edilmeli?</p>

<p>Günün en sıcak saatlerinde uzun süre doğrudan güneş altında kalınmamalı; mümkün olduğunca serin, gölgeli veya iyi havalandırılan ortamlar tercih edilmelidir. Açık renkli, hafif ve bol kıyafetler giyilmelidir.</p>

<p>Fiziksel aktivite tamamen bırakılmamalıdır. Ancak yürüyüş ve egzersizler sabah erken veya akşam saatlerine alınmalı; çok sıcak ve nemli günlerde egzersizin süresi ve şiddeti azaltılmalıdır. Aktivite sırasında sık aralıklarla mola verilmeli ve vücudun verdiği uyarılar dikkate alınmalıdır.</p>

<p>Yeterli su tüketimi, sıcak havalarda sıvı kaybını önlemek açısından önemlidir. Bununla birlikte kalp yetmezliği, ileri böbrek hastalığı veya sıvı kısıtlaması gerektiren başka bir sağlık sorunu bulunan kişiler, içmeleri gereken günlük sıvı miktarını kendi kararlarıyla artırmamalı ve hekimlerinin önerisine göre hareket etmelidir.</p>

<p>Hazır ve işlenmiş gıdalar, aşırı tuz, fazla miktarda kafein ve alkol tansiyon kontrolünü olumsuz etkileyebilir. Ancak yoğun terleme yaşayan kişilerin de gelişigüzel tuz veya elektrolit takviyesi kullanması doğru değildir. Özellikle kalp ve böbrek hastalarının bu tür ürünleri kullanmadan önce hekimlerine danışmaları gerekir.</p>

<p>İlaçlar kendi kararıyla değiştirilmemeli</p>

<p>Bazı tansiyon ilaçları, özellikle idrar söktürücüler, sıcak havalarda sıvı kaybı, tansiyon düşüklüğü ve elektrolit bozukluğu riskini artırabilir. Buna rağmen tansiyon ilacı kullanan kişilerin ilaçlarını kendi kararlarıyla azaltması, artırması, düzensiz kullanması veya bırakması uygun değildir.</p>

<p>Yaz aylarında tekrarlayan baş dönmesi, bayılma hissi, olağandan düşük tansiyon değerleri veya belirgin tansiyon yükselmeleri ortaya çıkarsa ilaçların ve sıvı tüketiminin yeniden değerlendirilmesi için hekime başvurulmalıdır.</p>

<p>Hangi durumlarda acile başvurulmalı?</p>

<p>Ani başlayan şiddetli göğüs ağrısı, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, konuşma bozukluğu, yüzde kayma, kol veya bacakta güçsüzlük, bayılma ya da görmede ani kayıp gibi belirtiler acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Tansiyonun 180/120 mmHg veya üzerinde ölçülmesi durumunda birkaç dakika dinlenildikten sonra ölçüm tekrarlanmalıdır. Değer hâlâ bu düzeydeyse sağlık kuruluşuyla iletişime geçilmelidir. Bu değerlere göğüs ağrısı, nefes darlığı, görme değişikliği, konuşma bozukluğu, uyuşma veya güçsüzlük gibi belirtiler eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden 112 aranmalıdır.</p>

<p>Yaz aylarında tansiyon dengesini korumanın temel yolu; yeterli ve kişiye uygun sıvı tüketmek, aşırı sıcaktan korunmak, ilaçları düzenli kullanmak ve tansiyon ölçümlerini doğru biçimde takip etmektir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 13:53:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.daykohaber.com.tr/images/kullanicilar/2026/07/uzm-dr-muhammed-cabir-ozdemir-1784026424.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Havuz ve Deniz Sezonunda Dış Kulak Enfeksiyonu</title>
                <category>Op. Dr. İbrahim GÜL</category>
                <link>https://www.daykohaber.com.tr/makale/havuz-ve-deniz-sezonunda-dis-kulak-enfeksiyonu-2</link>
                <author>daykohabercorlu@gmail.com (Op. Dr. İbrahim GÜL)</author>
                <guid>https://www.daykohaber.com.tr/makale/havuz-ve-deniz-sezonunda-dis-kulak-enfeksiyonu-2</guid>
                <description><![CDATA[Havuz ve Deniz Sezonunda Dış Kulak Enfeksiyonu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Havuz ve Deniz Sezonunda; Dış Kulak Enfeksiyonuna Dikkat!</p>

<p>Yaz aylarında havuz ve deniz kullanımının artmasıyla birlikte dış kulak yolu enfeksiyonları daha sık görülebilir. Halk arasında “yüzücü kulağı” olarak da bilinen bu durum, kulak kepçesi ile kulak zarı arasında yer alan dış kulak yolunda tahriş, kızarıklık, şişlik ve enfeksiyon gelişmesiyle ortaya çıkabilir.</p>

<p>Dış kulak yolu, normal şartlarda kulak salgısı ve doğal yapısı sayesinde kendini koruyabilen hassas bir bölgedir. Ancak kulağın uzun süre nemli kalması, kulak kanalındaki koruyucu tabakanın zayıflamasına neden olabilir. Özellikle sık yüzme, havuz veya deniz sonrası kulağın tam kurutulmaması, kulak çubuğu gibi cisimlerle kulak içinin karıştırılması ve ciltte oluşan küçük tahrişler enfeksiyon riskini artırabilir.</p>

<p>Dış Kulak Enfeksiyonunda Hangi Belirtiler Görülebilir?</p>

<p>Dış kulak enfeksiyonunda en sık görülen şikâyetlerden biri kulak ağrısıdır. Bu ağrı, özellikle kulağa dokunulduğunda, kulak kepçesi hareket ettirildiğinde veya çiğneme sırasında artabilir. Bunun yanında kulakta kaşıntı, dolgunluk hissi, hassasiyet, kızarıklık, şişlik, akıntı ve geçici işitme azalması da görülebilir.</p>

<p>Şikâyetlerin artması, kulaktan akıntı gelmesi, işitmede belirgin azalma olması, ateş gelişmesi veya ağrının günlük yaşamı etkilemesi durumunda kulak burun boğaz hekimi tarafından değerlendirme yapılması önemlidir.</p>

<p>Kulak Çubuğu Kullanımına Dikkat</p>

<p>Kulak temizliği sırasında yapılan en yaygın hatalardan biri kulak çubuğunun kulak kanalının içine doğru itilmesidir. Bu durum kulak kirini daha derine itebilir, dış kulak yolunda tahrişe neden olabilir ve enfeksiyon gelişimini kolaylaştırabilir. Kulakta tıkanıklık, ağrı veya akıntı varsa kendi kendine müdahale etmek yerine sağlık profesyoneline başvurulmalıdır.</p>

<p>Havuz ve Deniz Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?</p>

<p>Dış kulak enfeksiyonundan korunmak için havuz veya deniz sonrası kulakların kuru kalmasına özen gösterilmelidir. Sudan çıktıktan sonra baş hafifçe yana eğilerek kulaktaki suyun dışarı akması sağlanabilir. Kulak kepçesi nazikçe hareket ettirilebilir ve kulağın dış kısmı yumuşak bir havluyla kurulanabilir.</p>

<p>Kulak içine sert cisimler sokulmamalı, kulak kaşıntısı olduğunda kulak içi karıştırılmamalıdır. Daha önce sık dış kulak enfeksiyonu geçiren, kulak zarı problemi bulunan, kulak ameliyatı öyküsü olan veya kulak tüpü bulunan kişilerin yüzme öncesinde hekim önerisi alması uygun olur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 12:42:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.daykohaber.com.tr/images/kullanicilar/2026/07/op-dr-ibrahim-gul-1782898930.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Aylarında Cilt Sağlığı ve Güneşten Korunma</title>
                <category>Onur RAİMOĞLU</category>
                <link>https://www.daykohaber.com.tr/makale/yaz-aylarinda-cilt-sagligi-ve-gunesten-korunma-1</link>
                <author> (Onur RAİMOĞLU)</author>
                <guid>https://www.daykohaber.com.tr/makale/yaz-aylarinda-cilt-sagligi-ve-gunesten-korunma-1</guid>
                <description><![CDATA[Yaz Aylarında Cilt Sağlığı ve Güneşten Korunma]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklık, nem, terleme ve güneş ışınlarına maruz kalma süresi cilt sağlığını etkileyebilir. Bu dönemde güneş yanığı, lekelenme, isilik, mantar enfeksiyonları, akne ve cilt hassasiyeti gibi sorunlar daha sık görülebilir.</p>

<p>Yoğun terleme, özellikle cilt kıvrımlarında nemin artmasına neden olarak tahriş ve mantar oluşumuna zemin hazırlayabilir. Deniz ve havuz sonrasında cildin durulanması, ıslak kıyafetlerin değiştirilmesi ve cildin temiz ve kuru tutulması koruyucu olabilir. Cilt tipine uygun, gözenekleri tıkamayan ürünlerin tercih edilmesi de önemlidir.</p>

<p>Güneşin UVA ve UVB ışınları; ciltte kızarıklık, lekelenme ve erken yaşlanma belirtilerine neden olabilir. Uzun süreli ve korunmasız güneş maruziyeti, cilt sağlığı açısından istenmeyen sonuçlara yol açabileceğinden düzenli korunma önem taşır.</p>

<p>Açık havaya çıkarken geniş spektrumlu ve en az SPF 30 koruma faktörüne sahip güneş koruyucu ürünler tercih edilebilir. Güneş koruyucu, dışarı çıkmadan önce açıkta kalan bölgelere yeterli miktarda uygulanmalı; yaklaşık iki saatte bir, yüzme veya yoğun terleme sonrasında yenilenmelidir. Kulaklar, boyun, ense, omuzlar ve el üzerleri gibi bölgeler de unutulmamalıdır.</p>

<p>Güneş ışınlarının yoğun olduğu saatlerde doğrudan güneşte uzun süre kalınmamalı; gölge alanlar, şapka, güneş gözlüğü ve cildi örten hafif kıyafetler tercih edilmelidir. Özellikle çocukların ve hassas cilde sahip kişilerin güneşten korunmasına daha fazla özen gösterilmelidir.</p>

<p>Ciltte uzun süren kızarıklık, yaygın döküntü, şiddetli kaşıntı, su kabarcıkları veya benlerde değişiklik fark edilmesi durumunda sağlık meslek mensubuna başvurulması uygun olacaktır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 10:42:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.daykohaber.com.tr/images/kullanicilar/2026/06/onur-raimoglu-1781942117.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
