Maddeyle, Türk plakalı araç kullanan yabancı sürücülerden tahsil edilemeyen trafik para cezalarının bu kişilerin ülkeye tekrar girişleri hâlinde tahsil edilmesi ve yine de tahsil edilemezse bu kişilerin yurda girişine izin verilmemesi öngörüldüğünü de belirten Vekil Yontar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bugün burada "trafik güvenliği" başlığıyla önümüze getirilen ama özünde vatandaşın cebine kurulan bir tahsilat düzenine dönüşen bir kanun teklifini görüşüyoruz. Trafik kazaları elbette münferit bir ihmal olmayıp kamu yönetiminin bütüncül ve yapısal müdahalesini gerektiren doğrudan can güvenliğiyle ilgili bir toplumsal güvenlik sorunudur. İşte, tam da burada çok büyük bir sorun var.
Can güvenliğini gerçekten dert eden bir iktidar, önce yolu güvenli yapar, denetimi adil yapar, eğitimi yaygınlaştırır, altyapıyı tamamlar ancak siz cezayı şişirip sorunu çözmüş gibi yapıyorsunuz.
Söz konusu bu teklif, devleti vatandaşla hukuk üzerinden değil ceza tarifeleri üzerinden karşı karşıya getiriyor. 46 bin, 140 bin, 280 bin lira gibi rakamlar havada uçuşuyor.
Asgari ücret 28 bin, en düşük emekli aylığı 20 bin, dolmuş indibindi 40 lira, taksi açılışı 70-75 lira; şimdi, siz bu ülkede direksiyon sallayan, ekmek kazanan dolmuş şoförüne, taksiciye, kamyoncuya 280 bin lira ceza öngörüyorsunuz. Bu, ceza değildir; bu, adalet hiç değildir. Bütçe dikiş tutmadıkça siz direksiyonu vatandaşın üzerine kırıyorsunuz.
Derdiniz gerçekten trafik güvenliği olsaydı bu kanunu hazırlarken şoförler odasını, taksicileri, nakliyecileri, yol mühendislerini, eğitimcileri dinlerdiniz. Peki, dinlediniz mi? Hayır.
Değerli arkadaşlar, cezaları artırarak vatandaşları bununla korkutarak mı bütçeyi dolduracağınızı zannediyorsunuz? Trafik kazaları, cezalar düşük olduğu için mi artıyor, yoksa yollar güvensiz olduğu için mi? Denetimler adil değil, sürücü eğitimleri yetersiz, kavşak tasarımları hatalı, radar uygulamaları tuzak algısı yaratacak şekilde kurgulanıyor.
Eğimli yola, hız düşüşü mantığı olmayan noktaya, ani fren gerektiren kavşağa radar koyup sonra "can güvenliği" diyerek kimseyi ikna edemezsiniz. Trafikte şiddet uygulayana, yol kesene, terör estirene elbette ceza yaptırımı olsun, buna kimse itiraz etmiyor. İtirazımız 86 milyonu -birkaç başlığın arkasına saklayıp- toplu cezalandırma rejimine sokmanız. Hem para cezası hem puan hem ehliyet iptali hem trafikten men, üstüne üstlük bir de bu cezaları vatandaşın ödeyemeyeceği rakamlara çıkarıyorsunuz.
Trafik güvenliğini istiyorsak çözüm bilimseldir. Yolları güvenli bir tasarımla tekrardan yenileyeceksiniz; denetimi adil, şeffaf ve standart hâle getireceksiniz; trafik işaretlerini doğru yere, doğru şekilde yerleştireceksiniz; eğitimi ve bilinçlendirmeyi ilkokuldan itibaren başlayacak şekilde kurumsallaştıracaksınız; meslek gruplarını ve paydaşları sürece dâhil edeceksiniz. Aksi hâlde, siz ne kadar ceza artırırsanız artırın kazalar bitmez, sadece toplumda adalet duygusu biter ve adalet duygusu biterse güvenlik de biter.
Değerli milletvekilleri, Trafik Kanunu Teklifi kamuoyuna trafik güvenliği gerekçesiyle sunulsa da bütçe açığını kapatmak amacıyla trafik cezalarını bir gelir kalemine dönüştürmektedir. Cezaların fahiş biçimde artırılmasının trafik kazalarını azaltmadığı TÜİK verileriyle sabit olup aksine son beş yılda kazalar artmıştır.
2025 bütçesinde trafik cezalarından 55 milyar lira gelir hedeflenmesi hatta bu gelirin bazı bakanlık bütçelerini aşması teklifin asli amacının güvenlik değil tahsilat olduğunu ortaya koymaktadır. Bu düzenleme düşük ve orta gelirli vatandaşlar üzerinde orantısız ekonomik yük oluşturmakta, sosyal adaleti zedelemektedir; devleti güven veren bir hukuk otoritesinden korkulan bir tahsilat mekanizmasına dönüştürmektedir.”
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.