Çocukların ve gençlerin sebepsiz yere hayatlarını kaybettiğini belirten TBMM Katip Üyesi ve CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, yaşananların toplum vicdanını yaraladığını ve bu konuda bir an evvel adım atılması gerektiğini söyledi.
Mecliste gündem dışı söz aldığını belirterek açıklamada bulunan Vekil Yontar, “2 yaşındaki Sıla bebeğimiz cinsel istismara uğradı, darp edildi ve hayatını kaybetti. 8 yaşındaki Narin kızımızı kaybettik ama hâlâ neden öldürüldüğünü bilmiyoruz” dedi.
TBMM Katip Üyesi ve CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, konuyla ilgili açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“15 yaşındaki Ahmet Minguzzi yine kendi gibi 15 yaşında bir çocuk tarafından eften püften bir sebep dolayısıyla kalbinden bıçaklandı. Tekirdağ Süleymanpaşa Belediye Meclis Üyesi Mustafa Can Ekiciler bir benzin istasyonunda 16 yaşındaki bir çocuk tarafından silahla vuruldu.
Son olarak ve artık son olmasını dileyerek 17 yaşındaki Atlas Çağlayan 15 yaşındaki bir başka çocuk tarafından "Yan baktın." diyerek kalbinden bıçaklanarak öldürüldü. Çocuklarımıza neler oluyor? Çocuklarımız neden üzerlerinde bıçak, silah ve kesici alet taşıyor? Bunları temin etmek küçük yaştaki bir çocuk için bu kadar mı kolay ve maliyetsiz? TÜİK'in son verilerine göre, 2024 yılında 612.651 çocuk güvenlik birimlerine geldi veya getirildi.
202.785 çocuk suç işlediği iddiasıyla kayıt altına alındı ki bu sayı bir önceki yıla göre yüzde 13 artmış. Bu çocukların yüzde 40'ı yaralama, yüzde 16'sı hırsızlık, yüzde 8'i uyuşturucu, yüzde 5'i de tehdit suçlarını işlediği için kayıt altına alınanlar. Peki, bu çocukları suça teşvik edenlere ne oluyor; azmettirenler ve teşvik edenler tutuklanıyor mu, ceza alıyor mu? Burada size sorduğum bu sorulara, cevap verilmeyen önergelerimize cevap bekliyorum.
Her suç bir hikâyeyi, bir travmayı, bir gelecek kırılmasını ifade etmektedir. Yoksulluk, göç ve uyuşturucu trafiğinin beslediği bu yapılar ne yazık ki mahalleleri kontrol altına aldı ve şiddet sıradan oldu; trafikte, hastanelerde, okullarda, kafelerde, sokakta, her yerde şiddet var.
İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin büyük kentlerinde, çoğu ergen ve genç yetişkinlerden oluşan ultra şiddet yanlısı suç çeteleri son yıllarda hızla büyüdü. Bu çetelerin yükselişinin özellikle sentetik uyuşturucu ticaretinin patlamasıyla doğrudan bağlantısı öngörülüyor. "Dalton davası" olarak bilinen büyük soruşturmada 362 sanık yargılandı; sanıkların ortalama yaşı 20'ydi, yaklaşık üçte 1'i de reşit değildi.
Çeteler, şehirlerin yoksul mahallelerinden çıkarak kentin merkezlerine ve siyasi açıdan hassas bölgelerine yayılıyor. Güvenlik ve yargı verilerine göre ülkede faaliyet gösteren çete sayısı 49'a ulaştı, devam eden soruşturmalarda adı geçen genç sayısı yaklaşık 5 bine yaklaştı, okul terk oranları keskin biçimde arttı; 2023-24 eğitim yılında 218 binden fazla gencimiz, çocuğumuz eğitimi bıraktı.
Uyuşturucuya başlama yaşı 2010'da 15-16 iken bugün 14'e kadar düştü; özellikle bonzai ve metamfetamin öne çıkıyor. Çeteler, sosyal medya, taraftar grupları ve cezaevleri üzerinden çocuklara kolayca erişiliyor ve devşiriliyor. Reşit olmayan çocuklar cezasızlık dolayısıyla bile isteye ön saflarda kullanılıyor. Artık sorun konuşmak değil, çözüm üretmemiz gerekiyor.
Önerilerimiz nettir: Öncelikle, şiddet suçlarına dönük ahlaksızlık, mafya, silah, kumar, kısa yoldan zenginleşme gibi kötü örnek ihtiva eden programlar yayınlanmamalıdır. Yine, medyada çocuklarla ilgili haber içerikleri, gizlenmesi gereken mahrem bilgi ve görüntüler konusunda yayıncılara gerekli bilgilendirme yapılmalı, medya etiğini ihlal durumlarında gerekli cezai yaptırımlar da uygulanmalıdır.
Ayrıca, önleyici sosyal politikalar, güçlü eğitim sistemleri ve erişilebilir psikososyal destek, toplumla bütünleşmiş rehabilitasyon programları, yoksulluğa, eğitim dışı kalmaya, kırılganlığa karşı derinlemesine stratejiler izlenmeli ve suça sürüklenen çocuklar topluma kazandırılmalıdır.
Bir diğer önemli sorunumuz, sanal kumar ve yasa dışı bahistir. Türkiye'de kumar ve bahis artık bireysel bir tercih olmaktan çıkmış, halk sağlığını, gençliği ve ulusal güvenliği tehdit eden yapısal kriz hâline gelmiştir. Kumar ve bahis oynama yaşı 10'lara, cep telefonları da taşınabilir sanal gazinoya dönüşmüştür.
Kumar yalnızca bireyi değil aileyi, toplumu ve ekonomik yapıyı çökertmektedir. AKP iktidarınız kumarla mücadeleden ziyade, kumarı, vergi geliri, özelleştirme ve rant alanı, yandaş zenginleştirme mekanizması olarak görmektedir. Kumar, gençleri borca, suça ve intihara sürüklemektedir. Aile yapısını dağıtmakta, toplumu içten içe çürütmektedir.
Buradan hepinize sesleniyorum: Özellikle sosyal medyadan ve her telefonda yer alan kumar reklamları yasaklanmalı, kumar düzenleme ve denetleme kurulu kurulmalı, yasa dışı finansmanı tamamen kesilmeli...
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.